Perşembe 27 Ağustos 2026 - 13:01
İlim Havzaları ve Şehit Nasrallah Mektebinin Tarihî Mirası

Havza / Şehit Nasrallah, güçsüzlük ve mahrumiyet koşulları içerisinde bulunan bir toplumu, güçlü ve caydırıcı kapasiteye sahip bir güce dönüştürmeyi başardı.

Havza Haber Ajansı’nın Tahran’dan bildirdiğine göre “Medreselerin Şehit İmamımızın Mesajından Doğan Sorumlulukları ve Şehit Seyyid Hasan Nasrallah Mektebinin Yol Göstericiliği” başlıklı toplantısı, Ayetullah İrevani İlim Havzası’nın ev sahipliğinde, Uluslararası Emanü’r-Rusul Sekretaryası ile Havza-i İlmiye-i Khaheran (Kadınlara Özel İlim Havzaları) Yönetimi’nin ortak katılımı ve iş birliğiyle düzenlendi.

Toplantı, İslam’ın medeniyet tasavvurunda ilim havzalarının rolünü yeniden ele almayı ve Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın yönetim anlayışını çağdaş ve medeniyet kurucu bir model olarak incelemeyi amaçlayan fikrî bir çalışma niteliğindeydi.

Toplantıda, Emanü’r-Rusul Sekretaryası Bilim Komitesi Sekreteri Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Muhammed Takî Rabbânî, ilim havzaları, din âlimlerinin tarihî misyonu ve Şehit Nasrallah’ın toplumsal-siyasal faaliyet modeli arasındaki ilişkiyi analitik bir yaklaşımla ele aldı.

İlim Havzaları; İmamet Mektebinin Devamıdır

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî, konuşmasının başında ilim havzalarının tarihî kökenlerini ele alarak bu kurumu yalnızca bir eğitim merkezi olarak değil, “İmamet Mektebi” olarak adlandırdığı özgün çizginin devamı olarak nitelendirdi.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî, Kerbelâ hadisesinden sonraki gelişmelere değinerek şöyle konuştu:

“Bu olayın ardından İmam Zeynelabidin (a.s.), ‘Sakife’ olarak anılan ve hilafet mektebini temsil eden çizginin karşısında paralel bir çizgi oluşturarak Şiî kimliğin yeniden inşasının temelini attı.”

Hüccetü'l-İslam Rabbânî’ye göre bu mektebin temel görevi, saf ve asli düşünceyi korumak ve toplumun en ağır baskı dönemlerinde dahi bu düşüncenin devamlılığını sağlamaktı. Dolayısıyla günümüz ilim havzaları da görevlerinin yalnızca metinsel bilgiyi aktarmak olmadığını bilmelidir. Havzaların daha geniş bir misyonu vardır ve bu misyon, iki temel kavram olan “inzâr” (uyarma, bilinçlendirme) ve “elinden tutma, topluma rehberlik etme” üzerine kuruludur.

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî, bu misyonun toplumu edilgenlikten çıkaran ve medeniyet açısından kemalin zirvelerine doğru yönlendiren ilahî bir dinamizm olduğunu ifade etti.

Kadınlara Özel İlim Havzaları; Medeniyet Kurucu Bir Olgu

Toplantının konuşmacısı, konuşmasının bir başka bölümünde ilim havzalarının yeni imkânlarına dikkat çekerek kadınlara özel ilim havzalarının kurulmasını İslam İnkılabı'nın derin nimetlerinden biri ve “büyük bir medeniyet olgusu” olarak nitelendirdi.

Kadınlara özel ilim havzalarının yalnızca eğitim verilen mekânlar olmadığını vurgulayan Hüccetü'l-İslam Rabbânî, bunların aynı zamanda toplumsal dönüşümün öncü aktörlerini yetiştiren kurumlar olduğunu belirtti.

Havza hocası, kadın talebelerin iki önemli alanda rol üstlenebileceğine dikkat çekti:

1. Aile alanının yönetimi ve güçlendirilmesi,

2. Toplumsal düzeydeki temel meselelerin açıklanması ve topluma aktarılması.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî, kadın havza talebelerinin günümüzdeki fikrî ve kültürel sorunlarla mücadeledeki rolünün inkâr edilemez bir zorunluluk olduğunu belirterek, bu kurumun İslami kimliğin yeniden inşasında güçlü bir dayanak ve toplumda stratejik bir aktör olabileceğini söyledi.

Kur’an Mantığında “Aşağılama ve Değersizleştirme” Projesinin Analizi

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî’nin konuşmasındaki temel başlıklardan biri, tağutî akımların toplumlar üzerinde hâkimiyet kurmak için tarih boyunca uyguladığı stratejik proje oldu. Hüccetü'l-İslam Rabbânî bu projeyi “istihfaf”, yani insanları küçümseme, değersizleştirme ve hafife alma olarak tanımladı.

Konuşmacı, Firavun’un kendi toplumuna yönelik tutumunu anlatan Kur’anî mantığa atıfta bulunarak şu ayeti zikretti:

“Fe’stehaffe kavmehu fe etâûhu.”

“Böylece kavmini küçümsedi/değersizleştirdi; onlar da kendisine itaat ettiler.”

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî şöyle devam etti:

“Tağutî akımlar tarih boyunca hâkimiyet kurmak için aynı yöntemi kullanmıştır. Bu yöntem; insanları küçümsemeye, aşağılamaya ve onların onurunu ellerinden almaya dayanmaktadır.”

Ona göre bu proje, Sakife’den sonra Emevî ve Abbasî dönemlerinde ve modern çağda da farklı biçimlerde, modern sömürgecilik aracılığıyla sürdürülmüştür. Amaç, İslam ümmetini zilleti kabullenme ve kendisini değersiz görme hastalığına sürüklemek olmuştur.

İslam İnkılabı ve İslâmî Onurun Yeniden Kazanılması

Emanü’r-Rusul Sekretaryası Bilim Komitesi Sekreteri, konuşmasının devamında İslam İnkılabı'nı tarih boyunca süregelen aşağılanma duvarını yıkan ve İslami izzetin yeniden kazanılmasının önünü açan bir gelişme olarak değerlendirdi.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî şunları söyledi:

“İslam İnkılabı, İslam ümmetinin tarih boyunca aşağılanması ve kimliğinin silinmesi sürecinin karşısında durmayı ve dinî ve toplumsal izzetin yeniden kazanılması yolunu açmayı başardı.”

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî’ye göre Şehit Seyyid Hasan Nasrallah, bu izzeti küresel ölçekte ve insanlığın karşı karşıya olduğu en zorlu düşmanlarla mücadelede somutlaştırdı.

Şehit Nasrallah, dinî temellere dayanarak baskı ve mahrumiyet altında bulunan bir toplumun güçlü ve caydırıcı bir güce dönüştürülebileceğini gösterdi.

Şehit Nasrallah; Bir Yönetim ve Medeniyet Mektebi

Konuşmacı, daha sonra Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın kişiliğinin temel özelliklerini ortaya koyarak onu yalnızca bir şahsiyet değil, “bir yönetim ve medeniyet mektebi” olarak tanımladı. Bu mektebin başlıca özellikleri arasında şunları saydı:

Üstün zekâ ve güçlü kavrayış,

Kriz yönetimi,

Uzlaşma ve ortak zemin oluşturma gücü,

Çatışmaları çözme yeteneği,

Farklı toplumsal gruplar arasında birlik ve yakınlaşma oluşturma becerisi.

Aynı zamanda İlim Havzaları'nın Mehdeviyet İlim Derneği Başkanı olan Hüccetü'l-İslam Rabbânî, Lübnan’ın karmaşık toplumsal yapısına dikkat çekerek Şehit Nasrallah’ın Şiiler, Sünniler, Dürziler ve Hristiyanlar da dâhil olmak üzere farklı Lübnanlı gruplar arasındaki derin ayrılıkları, direniş doğrultusunda bir yakınlaşmaya dönüştürmeyi başardığını söyledi.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî, bu beceriyi Şehit Nasrallah’ın yönetim ve medeniyet mektebinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirdi ve şöyle dedi:

“Çoğulcu bir toplumu yönetmek; toplumun yapısını doğru biçimde tanımayı, farklı gruplarla diyalog kurabilmeyi, onları ikna edebilmeyi ve aralarında güven oluşturabilmeyi gerektirir.”

Mazlum ve Mahrum Kesimlere Onur Kazandırmak; Güçsüzlüğü Güce Dönüştürmek

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî, analizinin bir başka bölümünde Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın Lübnan toplumunun en yoksul ve mahrum kesimlerine onur kazandırmadaki rolüne dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Şehit Nasrallah, güçsüzlük ve mahrumiyet koşulları içerisinde bulunan bir toplumu, güçlü ve caydırıcı kapasiteye sahip bir güce dönüştürmeyi başardı.”

Hüccetü'l-İslam Rabbânî’ye göre bu toplumsal dönüşüm, havza mensupları açısından en büyük derslerden biridir. Çünkü bu örnek, dinî temellere dayanarak toplumdaki mahrum kesimlerin sosyal kapasitesinin nasıl harekete geçirilebileceğini ve zayıf, baskı altında bulunan bir toplumun nasıl etkili ve belirleyici bir güce dönüştürülebileceğini göstermektedir.

Duygusal Övgünün Ötesine Geçme Zorunluluğu

Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Rabbânî, konuşmasının son bölümünde “duygusal övgünün” ötesine geçilmesi ve “metodoloji geliştirme” aşamasına girilmesi çağrısında bulundu.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî, medeniyet kurucu şahsiyetlerle karşılaşıldığında yalnızca onları övmek ve yüceltmekle yetinilmesini eleştirerek şöyle dedi:

“İlim havzalarının görevi yalnızca Şehit Nasrallah gibi şahsiyetleri anmak ve onurlandırmak değildir. Asıl görev, onların hayat tarzından ve tecrübelerinden ‘uygulama kitapları’ ve ‘operasyonel talimatlar’ çıkarmaktır.”

Bu doğrultuda Hüccetü'l-İslam Rabbânî araştırmacıların ve bilimsel merkezlerin, Şehit Nasrallah’ın hayatının ve yöntemlerinin çeşitli boyutlarını bilimsel ve eğitimsel modellere dönüştürmesini önerdi. Bunlar arasında özellikle şu alanları sıraladı:

Muhatapları ikna etme yöntemleri ve becerileri,

Çok etnikli ve çok dinli toplumlarda çatışma yönetimi modelleri,

Tehlikeli ve çok sayıda engelin bulunduğu ortamlarda etkili biçimde yaşama ve faaliyet gösterme ilkeleri,

Medya operasyonlarının yürütülmesi konusundaki sanat ve taktikler.

Hüccetü'l-İslam Rabbânî’ye göre bu başlıklar, sosyal, kültürel ve havza mensubu kadroların eğitimi için bilimsel bir modelin oluşturulmasına zemin hazırlayabilir.

Zuhura Hazırlık için Medeniyet Kapasitesinin Oluşturulması

Emanü’r-Rusul Sekretaryası Bilim Konseyi Sekreteri, konuşmasının sonunda bu bilimsel ve araştırma faaliyetlerinin, Hz. Veliyy-i Asr’ın (a.f.) zuhuruna gerçek anlamda hazırlık yolunda kapasite oluşturulması için gerekli bir başlangıç olduğunu ifade etti ve şu vurguyu yaptı:

“İlahî vaatlerin gerçekleşmesi, bekleyenler arasında somut ve medeniyet kurucu kapasitelerin oluşturulmasını gerektirir. İntizâr (bekleyiş) yalnızca sloganlarla veya sevgi ve ilgi ifadeleriyle gerçekleşmez. İntizâr; toplumsal, fikrî, yönetsel ve medeniyet kurucu bir yetkinliğe dönüştürülmelidir.”

Toplantı, ilmî ve tanıtım alanında faaliyet gösteren kurumlar arasındaki ortak çalışmaların sürdürülmesi ve “Direniş Mektebi” üzerine araştırmaların devam ettirilmesi gerektiği vurgusuyla sona erdi.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha